Cenevre’de gerçekleşen son Kıbrıs Zirvesi’nin ardından, basına kapalı yapılan kritik toplantıların bazı siyasiler tarafından Rum basınına sızdırılması, sürecin güvenilirliğini ciddi şekilde tehlikeye attı. Böylesine hassas bir dönemde, iki tarafın da yapıcı tutum sergilemesine rağmen, bazı aktörlerin kendi ideolojik çıkarlarını ve statükoyu koruma uğruna bu tür hamleler yapması, sürecin ciddiyetine gölge düşürdü. Bu yaklaşım, sadece müzakerelerin seyrini zedelemekle kalmıyor, aynı zamanda çözüm çabalarını da sekteye uğratıyor.
Uluslararası diplomatik görüşmelerde en kritik unsurun güven olduğu bilinirken, süreci dinamitleyen bu sızdırmalar, Kıbrıs meselesinde ilerleme kaydedilmesini istemeyenlerin bilinçli bir sabotaj girişimi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tür skandal açıklamaların müzakere masasında kazanılan güveni yok ettiğine ve tarafları daha da uzaklaştırdığına dikkat çekiyor. Devletlerarası müzakerelerde gizliliğin esas olduğu bir ortamda, böylesine kritik bilgilerin kamuoyuna servis edilmesi, iyi niyeti suistimal etmekten başka bir şey değil
İki tarafın da birbirine yakınlaştığı ve ılımlı davrandığı bir dönemde, iki devletli çözümün veya federasyonun tartışılması gereken bir zemin yaratmak, diyaloğun önemini vurgulayan bir yaklaşımı benimsemek yerine tüm görüşmeleri gereksiz olarak damgalamak sürece zarar verebilir.
Gerçekleşen zirvenin ana hedefi, karşılıklı güveni artırmak ve Kıbrıs için ileriye dönük bir yol haritası çizmekti. Tarafların yapıcı bir diyalog ve çözüm çabalarını sürdürmesi için, tüm kesimlerin bu tür adımlardan kaçınması gerekiyor.