Zirve için yola çıkıldığı andan itibaren gerek Cenevre’ye giden gerekse ülkede bulunan ve yapıcı eleştiriden uzaklaşan muhalefet sonuca ulaşamasa da hem olası Kıbrıs müzakerelerini baltalamak için hem de toplumun ilerleme beklentilerini gölgelemek için elinden geleni yapmaya devam etti. 

Kıbrıs Zirvesi’ni yapılacağı açıklandığı günden bu yana değersizleştirme çabası içinde olan bazı muhalefet partileri, kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Yapıcı eleştirinin demokrasinin temel taşlarından biri olduğu bilinirken, bu tür yaklaşımlarla, eleştirinin ötesine geçerek toplumsal faydayı gölgede bırakmaya çalıştıklarını da görüyoruz.

Zirveye gidilmeden bile bir çözüm için gidilmediği bilindiği halde halka umutsuzluk pompalayan bu siyasiler zirve boyunca yaptıkları açıklamalar ve söylemlerle boş durmadılar. 

Bütün bu yaşananlara baktığınız zaman herseyin sebebi en büyük günah ‘kibir’ olarak değerlendirilebilir. Çünkü burada asıl anlamsız olan bunca yıldır gidilip gelinen, sonu gelmez müzakere süreçleriydi. İdeolojik tarafın beslendiği ve sürekli başarısızlığa uğrayan süreçler tamam ama konu somut iş birliği için ortak kararlar alınmaya başlanınca “tu kaka!”. Sizler bu kibirle ancak müsameremsi parti kurultayları yapmaya devam edersiniz son dönemde olduğu gibi…

Bu tür söylemler yalnızca siyasi rekabeti körüklemekle kalmayıp, aynı zamanda halkın güvenini zedeliyor. Zirvenin başından beri bunun bir çözüm görüşmesi olmadığı, yeni işbirliği çalışmalarının zeminini hazırlamak için yapıldığı bilinirken Cenevre’ye giden muhalif ve federasyoncuların sanki bu orada karşılaştıkları bir durummuş gibi davranmaları biraz saçma oldu. Hatta bu siyasilere bazı medya kuruluşları da ayak uydurarak umutsuzluk dolu haber ve yayınlar yaptılra. 

“Ülke genelinde denetlenen yerlerin durumları iyi” “Ülke genelinde denetlenen yerlerin durumları iyi”

Bu yüzden oraya giden ‘kibirli tu kakacılar”ın ”Muhalefetin görevi, yanlışları göstermek ve alternatif çözümler sunmaktır. Ancak, sırf değersizleştirme amacı güden eleştiriler, toplumun ilerleme beklentilerine zarar verir,” diyen siyaset bilimcilere kulak vermelerini, bu tür yaklaşımların uzun vadede Kıbrıs meselesinin çözüm süreçlerine de zarar verebileceğini düşünmelerini istiyoruz.